Anadolu Gençlik Derneği Üniversite Komisyonu, Özgür-Der Üniversite Gençliği, Özgür Açılım Platformu ve Akabe Vakfının çağrısıyla 4 Kasım Perşembe günü saat 13.00'da Beyazıt Meydanında başörtüsü yasağı sebebiyle bir basın açıklaması yapıldı.

Üniversitede yaşanan son durumlar hakkında genel bir değerlendirme yapan Kevser Beyazyüz, sorunun sadece üniversitede değil hayatın bütün alanlarında çözümlenmesi gerektiğini ifade ederek muğlak bir kamusal alan tanımlaması ile özgürlüklerin sınırlanmasının ve başörtüsü meselesinde hizmet alan/hizmet veren gibi tutarsız bir ayrımın kabul edilemez olduğunu söyledi.

Konuşmanın ardından AGD İstanbul Üniversite Komisyonu Beyazıt Kampüsü başkanı Halil İbrahim Akpınar ortak basın açıklamasını okudu. Açıklamada YÖK'ün İstanbul Üniversitesi'ne gönderdiği yazıyla yeni bir sürece girilen başörtüsü meselesinde topu öğrenciye atan tutumlardan vazgeçilerek sorunun nihai bir çözüme kavuşturulması istendi. Hükümetin referandum sonrasında yargı tasallutundan büyük ölçüde kurtulmuş olmasına rağmen net adımlar atamayışının ve 28 Şubat'ta kendileri "provokatör"lükle suçlananların bugün devletin refleksleriyle tepki vermesinin eleştirildiği açıklamada "Toplumu tek tipleştirmek üzere kurgulanan eğitim anlayışıyla 80 yıldır insanların değerlerini ve kimliklerini imha etmeyi deneyen oligarşik zihniyet çözülüyorsa da 8 yıldır sürekli olarak 'İktidar olduk ama muktedir olamadık' bahanelerinin arkasına sığınan Ak Parti, sürece hükümet endeksli yaklaşan yazarlar ve bir takım muhafazakâr basın organları ilköğretim okullarına başörtülü giren öğrencilere ve onlara sahip çıkan ailelere 'provokatörlük', 'ahmaklık', 'gericilik' yaftalarını rahatlıkla vurabildiler. İnançları gereği başörtüsü takmayı tercih eden öğrencileri ve ailelerini 'çözüme giden süreci baltalamakla' suçlayan ve 'çocuklarını ellerinden almakla' tehdit eden iktidar partisi milletvekillerini şiddetle kınıyor, Zafer Üskül ve Burhan Kuzu gibi isimlerin bu çirkin sözlerinden dolayı derhal özür dilemelerini istiyoruz." ifadeleri kullanıldı.

Okunan basın açıklamasının ardından Grup Yürüyüş tarafından okunan ezgilerden sonra başörtüsü için biraraya gelen üniversiteli gençler sessizce dağıldı.

Basın Açıklamasının Tam Metni:
BAŞÖRTÜSÜNE KAYITSIZ ŞARTSIZ ÖZGÜRLÜK

Referandum sürecinde çeşitli siyasi odakların başörtüsü sorununun çözümü noktasında yaptıkları açıklamalar ve sonrasında YÖK'ün İstanbul Üniversitesine gönderdiği yazı ile olumlu bir sürece girildiği havası yaratıldı. Öğretim üyelerinin öğrencileri sınıftan çıkaramayacakları hükmünün ardından yasakçı üniversitelerin bir kısmı başörtüsüne serbestlik getirdi, yaşanan kutuplaşma sonucu bir kısım üniversite de yasağı uygulamaya başladı. Bu noktada siyasi aktörlerin daha net adım atmaları ve sorunu meclisten geçirilecek bir yasayla kesin olarak ortadan kaldırmaları beklenirken, YÖK'ün tutanak tutulması ile ilgili topu öğrenciye atarak keyfi uygulamaların önünü açan söylemleri zaten kangren hâline gelmiş olan bu sorunu iyiden iyiye çıkmaza sokacak gibi görünüyor.Son günlerde üniversitelerde başörtüsünü aşağılayan, İslami değerlerimize alenen saldıran gruplar İslam düşmanı yüzlerini bir kez daha gösterdiler. Bir grup akademisyen ise yasağın devam etmesi için imza toplamaya başladı. Buradan şunu açık bir şekilde haykırıyoruz, inancımızın ayrılmaz bir parçası olan başörtüsü sadece üniversitede değil hayatın bütün alanlarında özgürleşene kadar mücadele etmeye devam edecek ve bunun pazarlık konusu yapılmasını asla kabul etmeyeceğiz.Son günlerde üniversitelerde başörtüsünü aşağılayan, İslami değerlerimize alenen saldıran gruplar İslam düşmanı yüzlerini bir kez daha gösterdiler. Bir grup akademisyen ise yasağın devam etmesi için imza toplamaya başladı. Buradan şunu açık bir şekilde haykırıyoruz, inancımızın ayrılmaz bir parçası olan başörtüsü sadece üniversitede değil hayatın bütün alanlarında özgürleşene kadar mücadele etmeye devam edecek ve bunun pazarlık konusu yapılmasını asla kabul etmeyeceğiz.

Hükümet referandum sonrasında yargının tasallutundan ve askeri vesayetten büyük ölçüde kurtulmuş olmasına rağmen özgürlükler konusunda statükocu tavırlar ortaya koymaktan çekinmemekte, arkasına aldığı halk desteğini boşa çıkarmakta ve referandum kampanyalarındaki özgürlük vaatleriyle açık bir şekilde çelişmektedir. 28 Şubat'ta kendileri provokatörlükle suçlananların bugün devletin refleksleriyle tepkiler vermesi son derece manidardır.

Toplumu tek tipleştirmek üzere kurgulanan eğitim anlayışıyla 80 yıldır insanların değerlerini ve kimliklerini imha etmeyi deneyen oligarşik zihniyet çözülüyorsa da 8 yıldır sürekli olarak "İktidar olduk ama muktedir olamadık" bahanelerinin arkasına sığınan Ak Parti, sürece hükümet endeksli yaklaşan yazarlar ve bir takım muhafazakâr basın organları ilköğretim okullarına başörtülü giren öğrencilere ve onlara sahip çıkan ailelere "provakatörlük", "ahmaklık", "gericilik" yaftalarını rahatlıkla vurabildiler. İnançları gereği başörtüsü takmayı tercih eden öğrencileri ve ailelerini "çözüme giden süreci baltalamakla" suçlayan ve "çocuklarını ellerinden almakla" tehdit eden iktidar partisi milletvekillerini şiddetle kınıyor ve bu çirkin sözlerinden dolayı derhal özür dilemelerini istiyoruz.

Adaletten ve özgürlükten yana olan duyarlı kimseleri, ailelerinin çocuklarını kendi değerlerine göre yetiştirme hakkını ayaklar altına alan uygulamalara karşı çıkmaya davet ediyoruz. Kendi ıslahevlerinde ve çocuk yetiştirme yurtlarında yaşanan rezaletlerin hesabını veremeyen devlet hangi hakla ve samimiyetle çocukların velayetini talep ediyor!

Akabe Vakfı, Anadolu Gençlik Derneği, Özgür Açılım Platformu ve Özgür-Der Üniversite Gençliği olarak, faşist bir zihniyetin ürünü olan Milli Güvenlik derslerinden "Andımız" uygulamalarına ve başörtüsü yasağına; insanların kimliklerini, değerlerini yok sayan dayatmalara tamamen son verilmesini istiyoruz. Vicdan sahibi bütün insanları yıllardır fiziksel ve zihinsel işkencelere maruz kalan başörtülü kardeşlerimizin yanında, taşlaşan kalplerin karşısında durmaya çağırıyoruz.

Anadolu Gençlik Derneği
Akabe Vakfı
Özgür Açılım Platformu
Özgür-Der Üniversite Gençliği