Ortaya koyduğu kuşatıcı çalışmalarla dünyanın önde gelen sivil toplum kuruluşlarından olan Anadolu Gençlik Derneği'nin İstanbul Şubesi Üniversite Komisyonu, geçtiğimiz hafta sonu 22-23 Ekim'de yine ses getirecek bir çalışmaya imza attı. "İlk Adım Eğitim ve Tanışma Kampı" olarak nitelendirilen programın davetlileri, İstanbul'da ki üniversiteleri yeni kazanan öğrencilerdi. Üniversite üniversite, kampüs kampüs, sınıf sınıf duyurusunun yapıldığı programa ilgi yoğun olunca, geleneksel olarak her sene düzenlenen kampın katılım rekoru bu sene kırılmış oldu. Yedi ayrı coğrafyadan yedi tepeli şehre okumaya gelen binlerce kişiden kamp yerinin imkânı dâhilinde ancak 500'ünün katılabildiği program, muhatap kitlesi gençler olan AGD'nin üstlendiği "çatı" görevin bir kez daha tescillemiş oldu.
Katılımcılar özellikle üniversite ortamında etraflarını saran küresel ifsattan korunmak için, Rablerinin Hadis-i Kudsi'de geçen "Kim bana bir adım yaklaşırsa, ben ona bir kulaç yaklaşırım" buyruğu üzerine bu çalışmaya katılarak "ilk adımlarını" attılar. Bir yandan Şerafettin Kalay, M. Baki Öztürk, Ahmet Bulut, Mahmut Toptaş, Ümit Baz, İhsan Şenocak gibi değerli isimleri dinleme fırsatı yakalarken, diğer yandan programın gerçekleştirildiği Asya Kızılcahamam Termal Tatil Köyü'nün sosyal-sportif imkânlarından yararlanarak dinlenme fırsatı buldu. AGD Genel Başkanı Salih Turan, Üniversiteler Komisyonu Başkanı Mehmet Savaş ve İstanbul İl Başkanı Serhat Akçay'ın da teşrif ettiği program, Üniversite Komisyonu Başkanı Halil İbrahim Akpınar'ın açılış ve selamlama konuşmalarıyla başladı. Yeniden büyük Türkiye'yi ve adil düzenin hâkim olduğu yeni bir dünyayı sizlerle beraber kuracağız diyerek katılımcılara seslenen Akpınar, gösterdikleri bu yoğun ilgiden dolayı da kendilerine bizzat teşekkür ederek konuşmasını tamamladı.
Selamlama konuşmalarından sonra programın normal seyrine devam edilirken hocalar 75'er dakikalık seminerlerine başladılar. Seminer konusu "Asr-ı Saadette Genç" olan ilk hatip Şerafettin KALAY, konuşmasının başlangıcında su medeniyeti ile ateş medeniyetini karşılaştırırken şu ifadeleri kullandı: "Batı medeniyetinde sırf mantık veya sırf fayda ile yola çıkılırken, İslam medeniyetinde mantığın yanında duygu, faydanın yanında ise fedakârlık olması esastır." Akabinde Asr-ı Saadet dönemi ashabından örnekler veren Kalay, onların teslimiyet, muhabbet, gayret ve cesaret gibi önemli hasletlerine vurgu yaparak Enes bin Malik(r.a.), Bera bin Malik(r.a.) ve Habbab bin Ömer(r.a.)'i anlattı. Şu cümlesi ise akıllardan hiç çıkmadı: "Bir yanlışın varacağı en nihai nokta: O yanlışın bir toplumda meşrulaştırılmasıdır."
Diğer konuşmacı M. Baki ÖZTÜRK ise "Davanın Kutsiyeti ve Kişisel Gelişim" konusunu anlatarak davasına sahip çıkan bir neslin nasıl oluşturulabileceğinden ve tebliğde başarıya götürecek metotlardan bahsetti. AGD'nin ise kişisel gelişimde bulunmaz bir nimet olduğunu ifade ederek, katılımcılara burada bulunduklarından dolayı şanslı olduklarını ifade etti.
Ahmet BULUT'un konusu ise Namaz ve Toplumdu. Namazın toplumdaki önemine ve toplumda bulunması gereken mevkie dikkat çeken Bulut, namaz hususunda bizzat yaşadığı hadiselerden de ibretlik öyküler sunmuştur. Ahmet Bulut'un konuşmasından ise akıllarda şu sözü kaldı: "İnsanın kalitesi belli olana (ölüme) sarf ettiği çaba nispetindedir."
Programın 2. günü ise Mahmut TOPTAŞ semineri ile başladı. Genel itibariyle Kur'an'ın anlaşılarak okunması ve hayata tatbik edilmesi üzerinde duran konuşmacı, bunların yanı sıra müminlerin genel vasıflarından ve Kur'an'ın evrenselliğinden de kısaca bahsetmiştir. Konuşması sırasında ayet ve hadislerden örnekler veren Toptaş, katılımcılardan bazılarını kesinlikle ezberlemelerini ve hayatlarına tatbik etmelerini istedi. Bunlar: Vezinu bil gısdasil mustegim (Ayeti kerime) - Doğru terazi ile tartın, El mu'minu ken nahleti(Hadis-i Şerif) - Mu'min arı gibidir, El mu'minu mir'atul mu'min( Hadis-i Şerif) - Mümin müminin aynasıdır.
Temel esasları anlatan ve üniversitede genç profilinden bahseden Ümit BAZ ise ifsadın hakim olduğu üniversitelerde bir gencin yalnız hareket etmesinin doğuracağı tehlikelere vurgu yaparak bilahare teşkilat içerisinde bulunmanın yaralarına değindi. Gençlerin kazanacağı bilginin de kaynağının çok önemli olduğundan ve yanlış kaynaklardan alınan bilginin kişiyi yanlış yollara sürükleneceğinden bahseden Baz, temel bilgi kaynaklarını Akıl, Vahiy ve beş duyu organı şeklinde üçe ayırmış ve İslam'ın akıl dini değil nakil dini olduğunu ifade etmiştir.
Son hatip ise kamp komisyonunun kendisinden İslam medeniyetini anlatmasını istediği İhsan ŞENOCAK'tı. Osmanlı devrindeki İslam medeniyeti ile günümüzde ki İslam medeniyeti algısını edebi bir dille mukayese eden Şenocak, konuşmasında sık sık milli şairimiz Mehmet Akif ve Necip Fazıl şiirlerinden misaller vererek geçmişte ve günümüzde yapılan milli manevi tahrip ve tahrif hareketlerini eleştirerek aslımıza dönme çağrısında bulunmuştur.
Programın sonunda ise kampa katılan tüm katılımcılara katılım sertifikası verilerek toplu fotoğraf çekildi.





