Şiir Gecesi yaklaşırken, MGV'nin şiir gecesi nasıl başladı sorusunun yanıtını aramak üzere, "şiir yalnızca şiir" sloganıyla 19 yıldır düzenlenen şiir gecelerinin mimarı M. Nezir Eryarsoy ile o günleri ve şiir gecesini konuştuk...

 

İ.Ü. Edebiyat Fakültesinden öğrenciler olarak 20 yıl önce bir şiir gecesi tertipliyorsunuz. Ve o şiir geceleri hâlâ geleneksel olarak yine fakültenin öğrencileri tarafından sürdürülüyor. Öncelikle nasıl bir his, bu uzun soluklu şiir akşamlarının başlatıcısı olmak?

Edebiyat Bülteni adına düzenlenen şiir gecesi halen Türkiye'nin geleneksel olarak yapılan en eski şiir gecesi. Böyle bir gecenin ilk organizatörü olmak elbette gurur verici. Bu geceye, bir babanın büyütürken üzerine titrediği evladı gözüyle bakıyorum.

İlk şiir gecesi hangi yıl yapılmıştı?

İlk şiir gecesi 1992 yılında yapıldı.

O zaman da -bu yıl 19. gerçekleştirilecek olan- gecenin sloganı "şiir yalnızca şiir" miydi?

İlk üç yıl slogan "Şiir sadece Şiir" şeklindeydi.

"Şiir Yalnızca Şiir" ifadesinin içinde bir tepki gizli olduğunu düşünüyorum. Eğer böyleyse biraz açsanız...

Yok, bir tepki ifade etmiyor. Ancak istedik ki bir şiir gecesinde de şiirden başka bir şey olmasın. Program aralarındaki müzikleri bile bestelenmiş şiirlerden seçmiştik. Şunu da ifade etmek isterim, bu sloganı seçerken de Cahit Külebi'nin "Şiir Her zaman" adlı eserinden esinlenmiştim.

Şiir akşamı düzenleme fikri nasıl ortaya çıktı peki?

1992'de İstanbul Siyasal'daki arkadaşlar "Hz. Ömer ve Adalet Gecesi" adıyla bir gece organize edeceklerdi. Ben de, öteden beri gelen organizatörlük yönümle, 'Edebiyat Fakültesi olarak acaba biz ne yapabiliriz' diye düşündüm. Ve konuyu yakın dostlarıma açtım. 'Öykü ve romanla ilgili bir gece yapılabilir mi' diye düşünürken görüşünü almak istediğim Emin Batur adlı ağabeyimiz, "şiir gecesi yapın" dedi. Bu fikir çok hoşuma gitti. Diğer arkadaşlar da bu fikri onaylayınca hemen organizeye başladık.

İlkini tertiplediğiniz gecenin bu kadar uzun soluklu olacağı hiç aklınıza geldi mi? Yoksa en başında zaten böyle bir düşünceyle mi yola çıkmıştınız?

Elbette ki bu kadar uzun soluklu olacağını düşünmemiştik. Gecenin hâlâ yapılıyor olması, arkadaşların bunca yıl sonra bizi hatırlamaya devam etmesi hayatımızın en anlamlı yönlerinden birisi.

İlk şiir gecesiyle ilgili bir anınızı bizimle paylaşsanız... Emeği geçen bazı isimleri birlikte analım böylece.

İlk şiir gecesinden unutamadığım şöyle bir anım var: Biliyorsunuz bizde organizasyonlar zamanında başlamaz. 'Arkadaşlarla zamanında başlatalım' diye bir karar aldık. Gece başladıktan sonra da gelen seyirciyi, şehir tiyatrolarından da esinlenerek ve gecenin şiirle ilgili olmasının da etkisiyle, 'içeri almayalım' dedik.  Kapıdaki arkadaşlara ne olursa olsun geç gelen misafirlerimizi içeri almayalım, dedik.

Gece başladıktan sonra arkadaşlar beni çağırdı. Kapıda bir misafirimiz vardı; içeri girmek istemiş, ancak içeri alınmamıştı. Gidip baktığımda kapıda Hasan Aycın Ağabeyin beklediğini gördüm. Arkadaşlar kendisini tanımadıkları için salona almamışlardı. Hasan Aycın'ı kapıda görünce çok utandım. Hasan Aycın gecemize teşrif edecek ve biz onu kapıda bekleteceğiz. Özür dilesek de kırılmıştı bir kere. Zorlukla içeri girdi ancak salona teşrif etmedi.

İlk gecenin organizasyonunda çok arkadaşın emeği oldu. Hemen aklıma gelenlerse, Fatih Nida Üye, Tahsin Fındık, Mehmet Baran, Asalet Durmuş, Tacettin Akkuş, Fatih Boyracı, Ali Avni Koçoğlu... Ve maddi-manevi destekleriyle Bülent Yıldırım.

Son yıllarda bazı şairlerin şiir akşamının kadrolu şairi olduğu gibi eleştiriler yapıldı, yapılıyor. Siz ne düşünüyorsunuz?

Bu eleştiriye katılmıyorum. Ayırım yapılmadan her kesimden şairlerimiz davet ediliyor. Bu eleştiri ilk olarak Yusuf Özkan Özburun dostumdan geldi. Yusuf, geceye çok katıldığını düşündüğü için 15. veya 16. Şiir Gecesi'nde gecenin kadrolu şairi gibi görünmek istemediğini, geceye artık katılmayacağını söyledi. Arkadaşlarsa onu davet ederken önemli bir şair olmasının yanında okulumuzdan mezun olmasına da önem veriyorlardı. Bu eleştiri tamamen bir yanlış anlaşılmaya dayanıyor.

Şiir akşamlarının geleceğini nasıl görüyorsunuz? Ya da sizin dönemlerle bugün arasında bir irtifa kaybı olduğu söylenebilir mi?

İlk yıllarda katılım ve heyecan daha fazlaydı. Son zamanlarda ilgi biraz azaldı sanki. Her şeye rağmen bu gecenin daha da büyüyerek devam etmesi gerekir.

Bundan sonra Edebiyat Fakültesi Edebiyat Bülteni Geleneksel Şiir Gecesi'ni düzenleyen arkadaşlara bir mesajınız olacak mı?

"Şiir Yalnızca Şiir" demeye ve geceyi aksatmadan organize etmeye devam etsinler.

O halde son olarak bir mısra söyleyin onunla kapatalım...

"Göz seni görmeli ağız seni söylemeli

Bütün deniz kıyılarında seni beklemeli"

 

dunyabizim.com - Besim Bal